On yıl önce, Lise 1'de , "sadede uzanan" yolumun henüz epey başındayken "word search" denilen efsanevi bir ödevimiz vardı. Tek bir kelime seçip, o kelimeyi kutsal kitaplardan edebiyata, mitolojiden sanata akla gelen her türlü kaynaktan alıntılandırarak incelememiz, köklerine bölüp, sağına soluna ekler takıp, delik deşik etmeden bırakmamamız beklenirdi. Yıllardan 1999'du ve word seach'ü google search' süz yapıyorduk.
Ruhumun, son derece depresif olduğunu sonradan fark edeceğim, ancak o zamanlar bir şekilde idealizmle asilik arasında bir yerde salındığına inandığım döneminde, ödev için seçtiğim ve 40 küsür sayfa anlatmadan da bırakmadığım kelime evil dı. Ou mai ga! Kötülük sonsuz bir derya gibiydi, insan ruhu kötüydü, doğamız gereği kusurluyduk, günahkardık, hata yapacak, durmadan zarar verecek ve görecektik. Evil beni sahip olduğuna her nasılsa kanaat getirdiğim o müthiş derinliğine gömmüştü. Uzunca mutlu mesut debelenip durmalarımın meyvelerinden biriydi, 40 sayfalık word search ödevim. Nar gibi. Çarşıdan alırsın bir, eve gelirsin bin tane tadında. Okuyana allah sağlık versin (kimse için bir şey ifade etmese de, bu literary bir dilek) .
Yeryüzündeki kötülüklere bu denli kafa yormayı [doğam gereği: bkz: (yaşlanmak) (palazlanmak) (törpü) (uzar bu)...] bıraktığım zamanlardan bu yana, beni heyecanlandıran, meraklandıran sözcükler de değişti, kalan neredeyse herşey gibi. Bir baktım, önceden yüzüne bakmadığım bir takım harf dizileri, 10 yıl önce bilmediğim anlamlar taşır hale gelmiş.
Artık kötülüğü değil, aitliği merak ediyorum mesela.
Word search'ü bugün yapsam; google arama çubuğuna yazacağım kelime aitlik olur sanırım.
10 yıl önce neye ait olduğumu zannediyordum, hatırlamıyorum. Ya da bilmiyorum; zira 16 yaşındaki kafamı yormaya değer gördüğüm daha karanlık meselelerim vardı. "Neden insanoğlu bu kadar bencil!" gibi mesela.
Bugün ise bencil ya da değil, insan kendini neden, daha doğrusu nasıl bir şeye, bir yere ait hisseder bunu bilmek istiyorum. Kafamı bu kurcalıyor. İlk kez gittiğim bir şehirde nasıl olup da yaşayabileceğimi düşünüyorum? Hatta şu ana kadar ve bundan sonra bulunmam gereken yerin burası olabileceği hissi hangi delikten çıkıp geliyor? Bütün bu aidiyet hali için, en azından bir şehirde bir 24 saatin bile geçmiş olması gerekmiyor mu?
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 yorum:
Yorum Gönder