0

Nisan geldi böyle oldu

Aslında Amerika setine devam edecektim. Daha doğrusu, "ideal dünya"da yarım kalan şeyleri tamamlamak gerektiğinden, devam etmem "icap ediyor". Ama icaplardan oluşan; belki bu sayede belki bu yüzden bir türlü tam olamayan hayatımdan bugün bir bıkkınlık dalgası çöküverdi üzerime (Enteresan ... hiç olmaz halbuki!)

Herhalde şundan: Eve dönerken, artık biraz daha kazma kürek yaktırmayacağını umduğum Nisan'ın gelmesi ve 1 saat ileri alınan saatlerin etkisiyle, uzayan günlerden, geç kararan havadan bahsettik Cihan'la. O kadar bahar (nereyedeyse yaz diyeceğim) gelmişti ki, beynim sulanana kadar çalışıp çıktığımda bile hava hala tam kararmış değildi! Yani artık işten çıktığımızda hava hala aydınlık olabilecek, hatta iki kişinin de denk getirebilme ihtimalinde iş sonrası gün gözüyle iki deniz havası bile alabilecektik! Gel gör ki bunu konuşurken saat 8:30 du, ikimiz de henüz yoldaydık ve gün gözü daha fazla açık tutamıyordu kendini. Günün pili bitmişti. Dünyayı kurtaracak hesap / kitap / projelendirme / iş geliştirme yapmıştık ama kendimizi yine unutmuştuk. Ay sonunda maaş hesabımıza yatacak 4 haneli bakiyenin yirmide birini hak etmiştik. Peki ne zaman - ve hangi kafa ile- harcamak üzere?

0 yorum: